Manhattan’ın Ankara’ya Eziyeti!

0

Yazıya başlarken, “Hayalinize sağlık Sayın Başbakan!” demeden geçmek olmaz; şu yeni boğazla ilgili “çılgın proje” nedeniyle… Ancak… Ben işin bir başka yanındayım. A be kardeşim, nedir şu Manhattan’ın Ankara’ya çektirmeyi plânladığı eziyet? Doğrusu ya, bu mesele günlerden beri kafamı kurcalıyor; istiyorum ki, biraz da sizin beyninizi şişlesin. Şimdi, “Manhattan nire, Ankara nire?” dediğinizi duyar gibi oluyorum; aslında, böyle dediniz diye sizi ayıplayacak da değilim. O hâlde buyurun yazı derununa, anlatalım efem…
Bilen bilir; Manhattan, (Bunu, “Menhıtın” diye okuyanlar da var; artık siz, hangisini tercih ederseniz.) Evet, ne diyorduk; Manhattan, Newyork’un orta yerinde çok özel bir ada… Buranın özelliği ada oluşundan değil; durum başka… Hani, Newyork deyince aklımıza gelen, “on yüz” katlı, yüzeyi mavi mika kaplı, bir zamanların “Dallas” filmindeki jenerikleri anımsatan devasa “göktırmalayan”ları değil mi? Hah, işte orası Manhattan. Doğrusu, Manhattan bu devasa binalar da değil; bu binaların içini dolduran global şirket merkezleri, borsa alemi, bankacılık dünyasının babaları ve bunlar gibi bir yığın tüzel kişilikler yani Manhattan’ı dünyanın finans merkezi yapan kapitalist/liberal “templer”ler ve “peder”ler dir. Burasının dışında, bir başka finans merkezi de Londra da yükseliyor, Manhattan benzeri bir bölgede…
manhattan_1909
Dünyanın parasına yön veren iki merkez olarak Newyork ve Londra, artık “yükünü almış” vaziyette; her iki merkez de “gıcırdamaya” başlayalı çok oldu. Bu durumda, yeni bir merkez arayışının “babalar”ın gündeminde olduğu epeyden beri biliniyordu. Bu itibarla zaman içinde, değişik Manhattanlar denendi: Nereler mi? Alın size Singapur, Honkong, Formoza, Dubai, vs… Fakat bunlardan hiçbiri para işinin “tam göbeği” olamadı. Aslında bir “göbek” vardı: Bildik bir yer yani İstanbul! Evet, yanlış okumadınız, bizim Der Saadet’ten bahsediyorum. Yani günümüzdeki anlamı itibariyle “Mutluluk Şehri”nden… Kurulduğu yüzlerce seneden beri halkını mutlu eden bu şehir, neden parayı da mutlu etmesin ki? Sonunda, “dünyanın parasının babaları” kararlarını verdi ve İstanbul’da karar kıldılar. Önümüzdeki, “on iki” yıl içinde “gözbebeğimiz Asitane” Manhattanlaştırılacak ve paranın direksiyonu buraya taşınacak. İşte Plân bu! Zenginlik ve İstanbul bir arada… İnsanın kulağına hoş geliyor, değil mi?
Hoş da; , akçeli işler kolay olmuyor, bu noktada bize de bir yığın iş düşüyor yani kenti, “Manhattanlaaştırmak” bizim işimiz. Hükümetin, “2023 vizyonu” içinde, bu meselenin izdüşümü, “Kanal İstanbul” olarak karşımıza çıkıyor. Buna göre, İstanbul’un ortasında bir “Manhattan adası” inşasının düğmesine basılmış bile. Öngörülen kanalın akmaya başlamasının ardından, ortaya çıkacak olan “ada”nın tüm işe yaramazları, ikinci hamlede yıkılacak ve mekân tümüyle yeniden yapılacak. Nasıl mı? “On yüz” katlı, yüzeyi mavi mika kaplı, devasa binalar “göğü tırmalamaya” başlayacak. Yapılaşma tamamlandığında tarihi eserler, bu binaların arasındaki yeşil boşlukların ortasında birer tılsımlı biblo gibi kalacaklar. Doğal olarak, bunlar da işin estetiği olacak yani Newyork ve Londra’da olmayan turistik sos…
“Bizim Manhattan”daki parasal organizasyon, günümüzün Mimar Sinan’ları olan müteahhitlerimiz ve mühendislerimizin göz kamaştıran mimari eserleri üzerine konuşlandırılacak: “Finansın merkezi olan bankalar, tabii ki borsa İstanbul ve benzeri “menkul tüzellikler” mavi camlı rezidanslardaki yerlerini alacaklar.
İşte, Manhattan’ın Ankara’yı eziyeti burada başlıyor. Şöyle ki; elin oğlu, İstanbul’da bir “Manhattan adası ” inşa ettiniz diye derunu silme dolu olan “chasse”lerini Newyork ya da Londra’dan alıp buraya koşacak değiller ya. Plânın son aşamasını da bizim başlatmamızı bekleyecekler, bittabi. Bizim yerli bankalar merkezlerini, “New Manhattan Island”a taşımadan kimse o yola girmez. İşte, bu nedenle o yola ilk önce bizim girmemiz gerekiyor. Bildiğiniz gibi geçtiğimiz birkaç yıl içinde, ülkemizin önde gelen bankalarından bazıları merkezlerini İstanbul’a taşımıştı; bu göçü, bugünlere okuyarak mı yaptılar yoksa tamamen hoş birer rastlantı mıydı hamleleri; bilmem ama tevafuk olmuş diyebiliriz. Her neyse! “New Manhattan” için sözünü ettiğimiz bu taşınmalar az gelir. Bu aşamada, geride kalan kamu bankalarının da göç kervanına katılması gerekmektedir.
Hemen hemen her ülkede finansı aleminin “başbabası,” merkez bankalarıdır. Hele bizim gibi “eti ne ki budu ne olsun” cinsinden diyarlarda, “baba banka”nın rolü, sektörün belirleyici starı olmaktır. Dolayısıyla bizim T.C. Merkez Bankası da sektördeki başat rolüne devam etmekte ve onun atacağı her adım ilgililerince dikkatle izlenmektedir. Bu itibarla, birkaç seneden beri “bizim baba”nın İstanbul’a taşınacağı konuşulmaktaydı. Buna bağlı olarak; bu yakınlarda, kamunun finans kurumlarımızdan biri olan Vakıfbank, merkezini İstanbul’a taşıma kararı almış durumdadır. Kamunun diğer iki bankası “Ziraat” ve “Halk” da bulundukları yerde kıpırdanıp durmakta; bugün olmazsa yarın ya da öbür gün, onlar da “New Manhattan kervanına” katılırsa hiç şaşırmayacağım. Zira epeyden beri çeşitli çevrelerde bu konular da dillendirilmektedir.
Biliyorsunuz; Türkiye’de kamuoyunun bölük bölük olması için ciddi fikir yargılarının ortaya atılması gerekmiyor. “Ef ile püf” de toplumu ikiye ayırmaya yetmektedir. İşte, yukarıda sözünü ettiğimiz kamu bankalarının İstanbul’a taşınması meselesi de konuşulduğu her mahvede iki yan oluşturmaya yetmektedir. Bu derin konuyu konuşanların bir kısmı – ki onlara muhalefet deniyor, özellikle bir bankada yüzde yirmi hissesi olan muhalefet partisinden söz ediyorum- bu konuyu da “rejim meselesi” yapmak ütopikliğine taşımakta geç kalmadı. O cihetin algılamasına göre, bu hamle, başkenti Ankara’dan İstanbul’a taşıma girişimi olup Anayasa’nın “Ülkenin başkenti Ankara’dır .”saptamasına aykırıymış. Her neyse! Bizi ilgilendiren işin siyasi yanı değil.
Bu konuda bizi alakadar eden taraf, işin toplumsal ve ekonomik boyutu olsa gerek. Şöyle ki; bilindiği gibi Ankara bir memur kentidir. “Kravatlı zevat”ın zamanla artan nüfusu, bir zamanların “bozkır kasabası”nı ülkenin “en tertipli insanlar” şehri haline getirmiş durumdadır. Sadece bu mu; günlük tıraşlarını ihmale etmeyen, takım elbise rengi olarak laciverti tercih eden, bıyıksızlığı Türk toplumunda kabul edilir hale getiren, pantolonu ve gömleği her daim “jilet gibi” ütülü olan bu zevat, “devlete dayadıkları sırt”ları nedeniyle sabit bir akarın da sahibidirler. Allah için söylemek gerekirse ele güne muhtaç da değillerdir. Bu nedenle bizim kravatlılar, alış verişlerde “kefilliği” aranır, ev sahiplerince kiracılığı öncelenir ve bakkal çakal esnafı cihetinde müşteriliği tercih edilir kimselerdir. Ne ala!

Başkentli memur taifesi arasında, başta “Merkez” olmak üzere, “Ziraat, Halk ve Vakıf” bankalarında memuriyetleri ne devam eden insanların sayısı azımsanacak gibi değildir. Doğal olarak, banka merkezleri “göçü-küleği” yükleyip “New Manhattan”ın yoluna düşerse, Ankara önemli bir miktar “kravatlısını” elinden kaçırmış olacaktır. Bu hal, ticarethaneler için önemli bir müşteri kaybı demektir. Belediye açısından nüfus eksilmesi demektir. Şu demektir, bu demektir…
Hadi bankalar neyse! Ya Ankara’nın beyninin en ücra bölgesindeki, kendi kendisine bile itiraftan korktuğu endişesi gerçek olursa! Allah korusun! Dememiz o ki; şu anda Kavaklıdere civarında mukim olan Bakanlıklar, “New Manhattan”daki şaşaalı saltanat hayatına “bayılır” da adadaki “boş binalara” el koyup birer gecede Ankara’yı boşaltır ve Osmanlı’nın Der Saadet’ine taşınırsa… İşte, o zaman yandı canım keten helva! Artık Ankara, tarihinin başlangıcında kalmış, “bozkır kasabası” haline dönerken ağlar mı, güler mi bilmem. Durun daha bitmedi; bu kertede ” kasabanın şerifi ve yardımcıları” ne yaparlar; bakarsın, belki “New Manhattan hicreti” modasına uyarak onlar da konutların ve köşklerinin boşaltırlar. Ne de olsa İstanbul sarayları hâlâ sahipsizler.
***

Manhattan2
MANHATTAN NERESİ?
Manhattan, Newyork kentinin beş ana bölgesinden biridir. Bu bölgelerin diğerleri: Brooklyn, Queens, Bronx ve Staten Island’dır. Yaklaşık atmış kilometrelik kare alana ve bir buçuk milyonu aşkın nüfusa sahip olan Manhattan, Newyork’da ticari, kültürel ve finansal bir merkezdir. Bu adanın üzerinde birçok ünlü ve simgesel yapı, çeşitli müzeler, üniversiteler ve turistik mekanlar yer almaktadır. Ayrıca Birleşmiş Milletler Merkez binası da buradadır. Bir iş merkezi cenneti sayılabilecek Amerika Birleşik Devletleri’ndeki en çok iş merkezini barındıran bölge Manhattan’dır. New York Borsası ve Nasdaq’ın merkezleri de burada bulunmaktadır. İlaveten Manhattan, ülkedeki en çok tüzel kuruluşu bağrında barındıran yerin adıdır. Manhattan ismi Man-hata’dan gelir. Manhattan sözcüğü, Lenape dilinden ‘birçok tepeden oluşan ada’ olarak çevrilmiştir. Bu isme ilk defa Robert Juet’in gezi defterinde rastlanmıştır. 1610’daki bir haritada da bu bölge için Manahata ismi kullanıldığı görülüyor; bu isim yuvarlana yuvarlana, günümüzde Manhattan’a dönüşmüş.

Yorumlar

yorum

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.