23 HAZİRAN : Bir Seçim Analizi

Malum, dün seçim oldu. Eğer okumuşsasnız; Seçimlerden önce, kaleme aldığımız “Tandoğan Planı” yazımızda bir tez ortya atmıştık. Bugün itibariyle yazının dogruluğu yolunda yaklaşık bir bir sonunuca ulaşılmış oldu. Bu minvalde, şunu söyleyelim kısaca… Ülkede, “YENİ DEVLET”miz duruma hakim… Bugünden itibaren, T. Planının devamı olarak, sıradaki Türkiye İttifakına geçilecek ya da kaldığı yeren devam edecek.

Dünyada ise Windsor Kraliçe’sinin Britanik Hanedanlar Blokları/Kutupları” (Windsor-Stuart+Tudor) Planı yürürlükte, işliyor.  Dördüncü Blok/Kutup olarak, BİNYILCILAR Seylan adasını üs seçti ve Hindistan’a giriş yaptı. Bu giriş nedeniyle Hind kıtası, Binyılcılaşmakta. Yeni konseptiyle Akdeniz’e gemi indirdi, bandıra sallamakta. Buna karşılık olarak; Kraliçe de Eski Köyü Honkong’a geri döndü ve Çin’e bi rbaşka planla giriş yaptı. Önumuzdeki dilimde Hint-Çin sınırı  ıınabilir.. Böylece Doğu Akdeniz soğuyacak demektir. Bu durum, Türkiye’ ve kibölgedeki gerginliği gevsetecek demektir. Bağlı olarak; “Seçimin ateşi söner ve Türkiye İttifakına kaldığı yerden devam edilir.” diyebiliriz. Bu arada, Erdoğan’ın; Binali Operasyonunun sonunu getirmek üzere harekete geçecek gibi durduğunu da ekleyelim. Yani Ak Parti siyasetinde; Fetöcü ve Fetöcümsü “Calvenist Şımarıklar” operasyon kapsamında… En “Yeni AK Parti”nin veya “Cumhur Ak Parti”sinin temellerinin atılacağını düşünmekteyiz. Bu Operasyondan B:Albayrak ve ekibi de nasibini alacak gibi… “Daha sonra Erdoğan eliyle Devlet, karşı bloku T.İttifakında buluşturma eylemine geçecek gibi. Mansur Yavaş isminin, o cihette önem kazandığını hissediyoruz. Bu konu Cumhur İttifakı” bağlamında, muhtemel öfkeleri yatıştırmalarda dikakate alınacak diye düşünmekteyiz. İmamoğlu, kazandığı istanbulla sınırlı, kısa bir istikbal ikbaline başlamış durumda. Oluşan “Güdük İmamoğlu İstikbali” Yavaş’ın istikbalini bolarttı ve uzattı. Yani 2023 için M:Yavaş ismi üzerinde Erdoğan ve Bahçeli mutabakatına Kılıçdaroğlunun da dahil olacağı “3’lü Konsensüs” T.İttifakının da bir tuğlası olarak döküm aşamasında…

***

Dönelim Dünya parseline,alemde oln bitenler… Daha önce dediğimiz üzere, Kraliçe-Erdoğan ahbaplığı, T.Planı ışığında gerçekleşen Seçimle birlikte bir üst seviyeye çıktı. İngiltere de Yeni Başbakan olarak, Boris Jonson’un gösterilmesi; -kazanamasa bile- Türk Kökenli oluşu nedeniyle Ankara’ya verilen bir hediye olarak algınacaktır/algılanmakta… Bu arada; Venezuella’nın durulduğu bir döneme girildi. Bu durumda, Türkiye’nin/Erdoğan’ın rolü büyük! Bu yüzden, Maduru, “Yeni Venezuella”nın şekillenmesi Masasında Türkiye’ye sandalye ayrılmasını şart koşmakta. Çünkü kanaatimizce, Sefaradlar tarafını seçti…. Ve yol arkadaşlığında, Türkiye dedi. Bu tercih, Türkiye için bir üst kat/katman anlamına gelmekte… Böylece… Hem Windsor İngiliz-Türk Siyasi yoldaşlığını kalıcı hale getirir/getirdi ve böylece D.Akdeniz soğumaya yüz tuttu/tutacak; hem de Binyılcılaşan Yunanistan hamlesini önemsiz kılma noktasında önemli bir adım oldu/olacak ve bu bağlamda, Kıbrıs’ta yeni bir tez yolda: Türk-İngiliz tezi… Yeni tezin, ayrıntılarını zamanla göreceğiz ama şimdilik şunu söyleyeyim; Rum Kesimininin güneyinde yer alan Agrotour İngiliz Askeri üssü, sadece üs olmakta çıktı, Kıbrıs Siyasi haritasında üçüncü bölge mahiyeti kazandı/kazanacak… Bağlı olarak, yeniden şekilleneceğinin ayak seslerini duyduğumuz; Avrupa Birliği’nin kuzey yapılanmasında Kıbrıs, bir bütün olarak yerini ayırtmak zorunda. Tabii ki zorunda olan Kıbrıslı Türkler değil Rumlar olacak. Zira Güneylilerin Atina üzerinden Bavyera’ya bağlı zincirlerinden boşanmak acıtacak. Acıtsa da Ada çevresindeki enerji yatakları bağlamında kurulan “Binyıl Kumpası”nı kırmak için bu şart.

***

Türk Siyasal muhalefetini, “Devlet İmamesi”nin ardında tespih dizilişine geçirmek, Ak Parti’ye epey pahalıya patladı. Bu doğru… Lakin dememiz o değil; buna benzer şekilde “Millet Ekonomisi”ni de iki kere fukaralaştırdı. Şimdi bu zararın telafisi gerekmekte. Soru şu: Zarar, nasıl telafi edilecek? İşte böyle… Birkaç cümle yukarıda; “…Kanaatimizce, Sefaradlar tarafını seçti: Türkiye….” dedik ya… Oradan devam edelim… Ama öncelikle şu hususu belirtelim: T.Planını kurmak ve bu arada; BM, Kaşıkçı olayında, Bin Selman’ı suçlayan bir rapor yayınlamdı. Ondan önce, Erdoğan’ın, Bayram münasebetiyle Suud Kralı Selman’ı aradığını da söyleyelim. Bu iki gelişmeyi beraber okumak ve paraya bağlamak gerek. Kaşıkçı Olayı sırasında, yayınladığımız “Kripto Arap Hanedanları” çalışmamızda, sözkonusu ailelerin, genetic olarak, Sefaradlı olma ihtimalini yazmıştık. Ama ABD Binyılcıları eliyle bir ihtimal soyları soplarıyla ve tabi istikballerini karartmakla tehdit edilerek, yularları götürülüp yanlış kazığa yani Aşkenaz-Siyonist siyasete bağlanmıştı. Kanaatimizce Türkiye, Suudların ipini yanlış kazıktan çözme hamlesinde… Bu hamleyle Suudlular, gerçek kökleriyle el sıkışacaklar: Sefaradlarla ve İsrail tahakkümü kırılacak ve Arap alemi eski Anti İsrailci Siyasetine rücu edecek ve bağlı olarak, Basra körfezi soğuyacak diye düşünüyoruz. Bu arada siyaset de “Türkiye ve Millet Ekonomisi”nde yitirilen kanı telafi edecek gibi ilerliyor. Buna bağlı olarak; hani vardı ya “Malta Kaçkını Boğziçi Kriptoları”nın öncüleri… Hesaplaşma onlardan başlayacak/başlamalı. Yani Türkiye ve Türkler Uyandı! Hesap verecek o kadar çok ihanet ehli Kripto var ki… Onlar için “Kabir Suali” dönemi başlıyor! Biz ise yine Oğuzlu ve Bozokluyuz ve Hanif Muhammedileriz! İlgiyle izleyeceğiz, bu millet, “Öztürklük” ve “Özmüslümcülük” sahtekarlığı satanların sonunu… İnşallah!

***

Kardeşlerimden hangisiydi şu soruyu soran? Çıkaramadım, kusurumuza bakmaz İnşallah! Demişti ki “23 Haziran’da neler olup bitti? İmamoğlu Devlet aklının bir ürünü ise deşifre mi oldu da Eşbaşkan olarak; yanına, Kaftancıoğlu gibi ‘Gayrımilli’ birni monte ettiler?” Bu soruya gelince.

Tandoğan Planı malum… Devlet, bu planla “20. Yüzyıl Askeri/Militarist Devlet”I bitiriyor ve bir “Sivil Devlet”in temellerini atıyor; bunun için de Siyasetin partilerini hizaya çekerek “Cumhurbaşkanı Sistemi”ni “matik”leştirimenin kaldırım taşlarını döşemekte demiştik ya… Yani bu düşünceyle Devlet, erdoğanın vekilliğiyle Türkiye İttifakına dahil olan Partileri, “Yeni 21. Yy. Türkiye Cumhuriyeti”nin paydaşları haline getiriyor demiştik ya… İşte, böylece mevcut partilerin konsensüsüyle imza sağlamlığına bağlayacağı Türk Magnakartası”yla Devlet, iki siyasi ittifak/iki Siyasi partinin tek patronu olmayı “garanti altına almakta. Yani bundan böyle Türk Siyasetinde; “İngiliz Ekolü, Alman Ekolü, Amerikan, Rus vs Ekolleri” devri sona eriyor ve sadece “Türk Ekolü” dönemini başlatıyor. Devletin, bunu da bundan sonraki dönemde “NÖTR DEVLET” duruşuyla sağlamayı düşündüğünü söyleyelim.

Bu bağlamda, Devlet “Cumhurbaşkanlığı Sisteminin Sistematiği”yle 21. yüzyılı “5+5” yıllık iki seçim dönemi paket zamanlarıyla 10’ar yıllık dilimler halinde ve peşpeşe partilere iktidar dönemi olarak  vermeyi garantiliyor. Siyasi cenahtan, buna verilen cevap, 19 Mayıs Samsun resminde verildi. Hatırlayın o fotoğrafı… Erdoğan’ın sol yanında Kılıçdaroğlu ve Perinçek… Sağ yanında da Bahçeli, Destici ve DP. Başkanı… İşte, 21.Yy’ın Siyasi fotosu… Bunun adı da Türkiye İttifakı… Bu ittifaktan iki siyasi küme veya parti çıkarılacak, bu iki siyaset, onar yıllık periyotlarla ülkede iktidar olacak… Sistematiğe başlama tarihi 2023 Seçimleri olarak bir milatı başlatmış olacak. Her kesimin, yüzyıl boyunca ne zaman iktidara geleceği belli… Resme dahil olmayan HDP ve İyi Parti’nin sistem dışı kaldığı da ayan beyan meydanda artık…

Onlar için tek yol, hizaya geçip diğer partiler içinde erimek; başka yol yok… En formel hesapla İyi Parti, Erdoğan’ın sağına; HDP de Erdoğanla el sıkışarak, resmin soluna geçmek durumunda/zorunda… Bu paylaşımda İyi Partinin zorluk çıkarması mümkün değil. Zorluk HDP’de… Devlet, kurguladığı yeni dönemde, HDP’ye yeniden dağ yolunu göstermek arzusunda değil. Çünkü “Dağı” kurutmaya kararlı hatta bugünlerde kuruttu/kurutacak… Bu nedenle HDP Dünyasınıın mutedil siyasete dönmesini sağlmak için resmi kontroldeki Öcalan’ı harekete geçirdi. Malum mektup… Mektubu basına sızdırarak bombayı patlattıran da resmiyetin kendisi. Şu an, “Kürdün Kafası” allak bullak durumda…. Dağ parçalandı ve Terör Baronları, birbirine düşmüş durumda; bundan sonrasını TSK değil kendileri halledecek zannediyoruz. Zaten MİT devrede ve uyuyan hücreler teayakkuzda… Bu süreçte, “Dağın Enkazı”ndan umudunu kesen HDP, kuzu kuzu, Erdoğan’ın sol yanında erimek zorunda/durumunda… Her zaman olduğunca zavallı Kürtler, bir kez daha kullanıldı ama Türkler merhametli… Sahtesini ve sahtekarını ayırarak, Kürt kardeşlerine sahip çıkacak. Yeri gelmişken ekleyelim… “Her zaman olduğunca kullanılanlar…” zümresinin en belirgin enstrümanının Ermeniler olduğu malum. Galiba onların da çok yakında, 20. Ve 21. Yy. Katastrofundaki figüranlıkları da sonlanacak… Yani yine iş başa düşecek! Bunun gibi… Bugünlerde, “Kronik Kullanılanlar”ın biri de Yunanyalılar… Bu sefer, onların ayranlığını kabartanlar, Binyılcılar… Rum Kesimini bekleyen sonu yukarıda izah ettik. Zaten, “Rum Kesimi ya da Kıbrıs”ın Atina’dan kopartılmasıyla Yunanlının iflahı kesilecek zira onlar için aşil topuğu Kıbrıs! Kıbrıs; Biyılcıların dolayısıyla Avrupa Binyılcıları (şimdilik Fransa, Bavyera, Malta ve İsviçre)nin de Akdeniz’deki Aşil topuğu hatta İsrailin de… Windsorlular, doğrudan doğruya “Topuk”u hedefe koydukları için bölge ateş sahası… Sahaya herkes benzin olarak Yunanistan’I dökmek arzusunda; garip bir şekilde onlar da benzin olmaya meftun. Lakin Kıbrıs’ta elleri dağlandığında, Hanyayı Konyayı anlayacaklar. Kıbrıs’tan sonar ilk terkedecekleri yerin “Ege Kayalıkları” olacağını söyleyelim. Galiba, o zaman da iş başa düşecek…

***

E.İmamoğlu’na gelince… Sonun başlangıcı, onun için İBB, son durak! Hani bu adam, 31 Mart Seçimlerinde, Erdoğan eliyle T:Planına dahil edilmişti ya… Ama “aralıkta “Devlet/in Adamı” olamayacağını gösterdi. Bu nedenle 23 Haziran Seçimlerinde kaybetmesi mukadderdi. Hatta onun yanında durup altına tuzak kuranlar da böyle istiyorlardı; kazanamasın da ortalık dümdüz olsun ve iblise gün doğsun diye… Çünkü İmamoğlu’nun kazanamaması durumunda T:Planı için ayakbağı/fitne odağı olacağı kaçınılmazdı. Bu yüzden T.Planı aklı düşünüdü ve delioğlanın eline “İBB Oyuncağı”nı Verdi. Fetö ve Tayfasının şeytanlığını bozdu.

Bununla birlikte, Seçim sonrası tıpkı Ak Parti de olacağı gibi CHP’de de bir “Tandoğan Formatlaması” operasyonu olacağı plan sahibininin koştuğu şartlardan biri. Bu itibarla Halk Partisinden atılacak safralar için bir “İltica Alanı” olarak, İBB’de bir boş alan/kızak alanı oluşturulmakta. Eşbaşkan Kaftancıoğlu şefliğinde… Aynı alanda, mevcut Kürt siyasetçiler de temerküz edilecek gbi görünüyor, Dağ yolunu kapatmak adına… Bu “İBB İltica Alanı”nın Mültecilerinin bir görevi de İstanbul Belediyesini, E:İmamoğlu’na dar etmek… Çünkü İmamoğlu, bilerek ya da bilmeyerek T.Planına aykırı hareket etti. Plan; “Dış Patronlar”la Ekol Siyasetinin alakasını koparmak ve “Tek Patron Mili Devlet”i bina etmek üzerine kuruluydu. Lakin İmamoğlu, bu arada; Almanya E.Cumhurbaşkanı, Çin B.Elçisiyle açıktan görüşmekten çekinmedi, gizli görüşmelerini bilmiyoruz. Bu görüşmeleri mimleyen sadece Devlet ve Erdoğan değil; CHP’ydi aynı zamanda… bu nedenle ikinci Seçimde CHP, Ekrem’i yalnız bıraktı. Seçimlere katkı, sadece Kılıçdaroğlu’nun dudak ucuyla verdiği destek mesajlarına bağlı kaldı. O da Kılıçdaroğlu’nun, İmamoğlu’na değil, kendi koltuğuna destekti. Zira İmamoğlu kazanamasaydı, ilk saldıracağı makam Kılıçdaroğlu’nun CHP Gn. Başkanlığıydı. Bunu saldırıyı başarsaydı ya da başaramasa da parti kursaydı; ikinci saldıracağı hedef, Erdoğan ve onun, Devlet adına kurduğu T.Planıydı. İlaveten… Parti kurması durumunda “Trenden İnenler”le koalisyon yaparak Sisteme ve Sistematik planına dinamit koyacağını da eklemiş olalım. Şimdi yani Seçim sonuçlarıyla tüm bu enstrümanlar, Ekrem’den alınmış oldu ve eline, “Bebe Çıngırağı” verildi. Yani T.Planı yolculuğu sürüyor ve takvim şaşması söz konusu değil.

Hülasa… Bu seçimin kaybedenleri: Binali Yıldırım, İyi Parti, HDP ve uzun vadede E.İmamoğlu… Ve tabii 5 yıllığına İstanbul Belediyesi ve İstanbullu…  İlaveten, Erdoğan’ın gözünden düşen AKP… En önemlisi de Batılı Siyasi Ekoller…

Seçimin kazananları ise… Devletin Tandoğan Planı ve bu plana uyacağını taahhüt eden 19 Mayıs Samsun fotoğrafı siyasetçileri… Bunların aralarında ilk defa D.Perinçek de var. Bu durumu, İngiltere’nin T.Planından haberdar olduşeklinde okuduk tabii ki Rusya’nın da… Ve asıl kazanan da 21. Yüzyıl Türkiyesi…

***

Bu arada, Sevgili Taha Ayhan diyor ki; “Peki, Erdoğan, istemedi mi seçim tekrarını? O kadar propaganda yaptı. Bu durumda seçimin kaybedeni bizzat kendisi olmuyor mu? Hem rezil oldu, hem ezildi hem de silindi…”

***

Silinen AKP! Erdoğan değil. Zaten, Seçim öncesinde uzun uzun yazdık bu konuyu. O bağlamda söylemiştik; Erdoğan’ın, temel isteğiydi böyle bir sonuç; sistematik oluşturmak adına muhalefete taviz vermek ve onları Sisteme ve Devlete inandırmak ve umutlandırmak..Bununla birlikte… Hem “Metal yorgunluğu”nu üzerinden atamayan/atmayan ve hem de partiyi yoran Kripto Fetöcüler ve diğer ayakbağı unsurlar için bilemediğimiz bir sebeple harekete geçme zorluğu vardı. O zorluk izale oldu böylece. Bu yüzden; şimdi tırpan zamanı… Ve Erdoğan, bu tırpanlama sırasında diyecek ki; “Suçun sahibi sizsiniz! Ben değil!” 

Dediğimiz gibi rezil olan ve ezilen AKP… Erdoğan’ın son hafta hamleleri, AKP ve Binali’yi bitirmeye yönelik T:Planı adımlarıydı. Elbette, Ak Partiye oy kaybettirdiğinin farkındaydı Erdoğan ve bunu bilinçli olarak yaptı. Tıpkı 31. Mart Seçimleri öncesinde Dolar Operasyonuna ve Zam hamlelerine mudahale etmeyerek kendi ayağına kurşun sıktığı gibi…

Bir de şu soru sorulmakta: “Peki Suriyeliler için planlanan nedir?”

Artık anlaşıldı ki ülke, alttan alta başlayan bir hareketlenmeyle artık Suriyelileri istememekte… Doğru ya da yanlış, o ayrı bir konu. Yanisonuç bu! Elbette; bunu, Devlet de onun doruktaki temsilcisi olan Erdoğan da farketmiş durumda. İlerleyen günlerde, istenmeyen sonuçların olmaması için “Fıratın Doğusu”na operasyon şart olmuş durumda. Böylece Devlet, oluşturulacak K.Suriye alanine, Göçmen Suriyelileri yerleştirmeyi düşünüyor kanaatimce. Doğu Fırat operasyonunun niçin şart olduğu, bu gerekçe üzerinden anlatılacak Batılılara… Tramp ve Kraliçe’ye… Böylece tek taşla iki kuş var hedefte…

***

Efendim… Malum, bir süre daha yollardayız. Bu yazıyı da bulduğumuz aralıkta ve İzmir’den yazdık. Önemine binaen… Biz yazdık da işin hakikatini Aliym olan Allah biliyor. Biz de ona teslimiz zaten. Allah’a Emanet! Bir not… Başlıktaki “Cihannüma” sözcüğü, seçimlere üç kala yapılan bir toplantının tertipleyicisi dernek olarak gündeme girdi. Toplantının başlığı; “94 Ruhuyla Eski Yoldaşlarla Buluşma”ydı. O toplantı münasebetiyle            Dünyamızın Aynası”na düşenler, bu makalenin bundan sonranın oluşmasında enstrüman oldu. Bu hususu bir zaman yine açarız İnşallah!

Yorumlar

yorum

CEVAP VER

Yorumunuz
İsminiz

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.